Keçi kaplan olmak

L1200098Bir Yörük kızına keçisinin adını sordum “adını söylemem” dedi. Fotoğrafını çekmek istedim, çektirmedi. İzni olmadan keçi beyin fotoğrafını çekmiştim ama. Sonra o film ışıkla temas etti ve filmin iki karesi yandı. Yanan karelerden biri keçinin olduğu kareydi. Kızın da keçinin de bakışını duruşunu çok sevmiştim oysa. Bu olay seksenli yılların sonunda olmasına rağmen hala unutamadım onları.

Geçen hafta sonu Mersin’de çiftliğimsi bir yerde keçilerle karşılaşınca bakıştık ve fotoğrafını çekmeden edemedim. Bu sefer durup poz verdi keçiler. Bir de köy pazarında mandalina kabuklarını keçisine götürmek için saklayan tatlı kadını görünce keçi bilgilerimi tazelemek istedim.

Keçilerle ilgili Florida A&M Üniversitesi’nden Hayvan Bilimi Uzmanı Angela McKenzie-Jakes’in hazırladığı bir bülteni okumuştum. Keçilere dair merak uyandıran biraz da şaşırtan bilgiler sıralamıştı:

Paradan önce keçi vardı, gümüş yerine geçiyordu, çok kıymetli hayvanlar,

Keçiler ıslanmayı sevmezler. Yağmuru gördü mü saklanırlar,

İnek sütü bir günde, keçi sütü 20 dakikada hazmedilirmiş,

1,5 metre zıplarlarmış, bunu ben de gözlerimle gördüm,

Kahveyi onlar sayesinde bulmuşuz. Bir çoban keçinin aşırı hareketlendiğini görünce ne yediğini merak etmiş, kahve öyle keşfedilmiş.

Keçilere dair daha birçok ilgi çekici bilgi var…

Keçi ve kaplanla ilgili Joseph Campbell’in 1990’larda anlattığı bir hikaye var:

Hamile bir kaplan keçi sürüsüne yaklaşmış. Son gücüyle sürünün üstüne atlamış. Bebek kaplan doğmuş ama anne kaplan ölmüş.

Keçiler bebek kaplana sahip çıkmışlar. Bebek kaplan keçi gibi büyümüş. Keçi gibi seslenmeyi, ot yemeyi, geviş getirmeyi öğrenmiş. Kendisini keçi zannetse de diğer keçilere göre kendinde bir gariplik olduğunu seziyormuş.

Günün birinde kaplan sürüsü ile karşılaşmış. Tüm keçiler kaçmış o kalakalmış. Sürünün başı olan kaplan bizim kaplan–keçiye yanaşmış. Kaplan – keçi sadece meleyerek cevap vermiş. Kaplan “kendini keçi mi zannediyorsun? sen gelsene bi” diyerek onu gölete götürmüş. “Yüzüne bak, benim yüzüme kaplan yüzüne sahipsin sen” demiş. Sonra da onu mağaraya götürüp avından artakalan kanlı etlerden yemesini istemiş. Kaplan-keçi vejetaryen olduğunu söyleyince kaplan kanlı et parçasını kaplan-keçinin boğazına tıkıvermiş. Kaplan-keçi öğürmüş ama kükremiş de.

Bu hikayenin ardından kaplan olup keçi gibi yaşamakla ilgili ve egolarla ilgili bir sürü yorum yapılabilir. Doğada keçi kaplan olmaya, kaplan da keçi olmaya ihtiyaç duymuyor. İnsanlar dönem dönem bu yardımcı güçlere, hayvanlara ve kıssadan hisselere ihtiyaç duyuyor ama…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s